Yussef Dayes – İstanbul konseri izlenimleri: Birliktelik, kusursuz kontrol ve İstanbulun büyüsü | Kısaçalar #44

Cazda etkileşimler, buluşmalar, işbirlikleri ve atmosferin beraberce oluşturulması fikri diğer tüm tarzlardan çok daha önemli ve bence kıymetli. Türün DNA'sına işlemiş bu özellikleri bugün en iyi biçimde taşıyan birkaç isimden biri hiç şüphesiz Yussef Dayes. İngiliz bir anne ve Jamaikalı Rastafaryan bir babanın oğlu olan 1992 Londra doğumlu davulcu, çokkültürlü etkileşimler ve buluşmaların başkentlerinden Londra'da doğup büyümenin etkilerini müziğine de taşımış bir isim. Kendisinin müziğiyle klavyeci Kamaal Williams ile imza attıkları Yussef Kamaal ikilisinin 2016 tarihli Black Focus albümüyle tanışmıştım. O tanışıklıktan bu yana büyük bir heyecan ve keyifle takip ettiğim Yussef Dayes'in ilk solo albümü 2023 çıkışlı Black Classical Music'i de Kısaçalar'da inceleyip naçizane 9 puanı büyük bir mutlulukla verivermiştim! Dolayısıyla onun, önceki projelerinden de tanıdığımız ve olağanüstü bir enerji açığa çıkardıkları isimlerle yeniden İstanbul'a geleceğini duyunca çok çok heyecanlandım.

Yussef Dayes, beraberinde bas gitarda Rocco Palladino, klavyede Elijah Fox, perküsyonda Alex Bourt, saksafonda Abye Osman ve udda Balqeis Riad Mohamed Aboomar ile Paribu Art ana sahnesinde olağanüstü bir konsere imza attı. Dayes, sadece bu konser için Abye Osman'ın Etiyopya'dan, Balqeis Riad Mohamed Aboomar'ın ise Mısır'dan geldiğini söyledi. Osman konserin büyük çoğunluğunda sahnede yer alırken Aboomar ise tek perdede gerçekleşen konserin ikinci yarısı diyebileceğimiz bölümde üç parçada sürpriz konuk olarak Mısır tarzı uduyla leziz bir eşlik sundu.

Paribu Art deneyiminden de söz etmek gerekirse özellikle fuaye alanında sanat yönetimi ve tasarım ekibi tarafından sanatçıya özel olarak hazırlanmış wall çok etkileyici. Direkt olarak dinleyiciyi havaya sokuyor. Bahçe alanında ise binanın adeta geceyle bütünleşip kaybolmasını sağlayan tasarımı oldukça etkileyici. Dikkatimi çeken ilginç bir detay da Terminal yapısının bir otoparkının bulunmaması. Bu handikap da göz önünde bulundurulmuş olacak ki Paribu Art'ta vestiyer hizmeti 100 TL gibi makul bir fiyatla sunuluyor.
Bunların yanı sıra Dayes ve beraberindeki sanatçılar, konser bitiminde fuaye alanı ve bahçede seyircilerle bir araya geldi. Black Classical Music plaklarını imzalayan ve seyircilerle fotoğraf çekilen Yussef Dayes kendisine ayrılan imza bölümünden uzun bir süre kurtulamadı! “Kurtulamadı” dediğime bakmayın Dayes çok keyifli görünüyordu herkesle uzun uzun ilgilendi, sohbet etti. Diğer grup üyeleri de müzikseverlerle bir araya geldikleri anlarda cazın birliktelik ruhuna uygun biçimde şahane hatıralara vesile oldu.
Sohbet etme fırsatı bulduğum Abye Osman, İstanbul'a ilk kez geldiğinin altını çizerken ortamdan ve atmosferden çok etkilendiğini dile getirdi. Osman'a “birliktelik” duygusunu sorduğumda ise “Birliktelikler, işbirlikleri, bir araya gelmek çok önemli. Bugün aramızda Mısır'dan gelen bir udi arkadaşımız vardı, şahane bir boyut, bir tat kattı; beraber emprovizasyonlar yaptığımız anlar şahaneydi. Sorunun özüne dönecek olursak birliktelikler yaratıcılığa ilham oluyor, yaratıcı düşünceyi besliyor. Beraber çaldığınız insanlardan bakış açıları kazanıyorsunuz ki bu çok kıymetli” yanıtını verdi.

İstanbul deneyimini sorduğum Elijah Fox ise “Burada, bu salonda, bu seyirci önünde çalmak olağanüstüydü. İstanbul, gezegendeki en favori şehirlerimden biri, konser vermek için çok güzel bir şehir. Buraya ilk geldiğimizde bir çatı katında konser vermiş ve Istanbul adında bir parça yazdık. Burada o parçayı yeniden çalabilmek şahane bir deneyimdi. Dediğim gibi en sevdiğim şehirlerden biri İstanbul ve buraya geri dönmek her zaman harika; umarım en kısa zamanda yeniden buluşuruz” ifadeleriyle İstanbul sevgisini anlattı.
Birazdan Fox'ın sözünü ettiği parçaya döneceğim diyerek hızlıca setlist'e bir göz atayım. Black Classical Music ile başlayan konserde elbette ağırlıklı olarak konserin açılış parçasıyla aynı adı taşıyan Black Classical Music albümünden parçalar yoğunluktaydı. Palladino'nun imzasını taşıyan ve Jaco Pastorius'a selam ve saygı duruşu niteliğinde çok şık bir Portrait of Tracy dinledik. Balqeis Riad Mohamed Aboomar'ın girdiği bölümde leziz Turquoise Galaxy ve Chasing the Drum yorumlarıyla birlikte “Pyramid jam” adını verdikleri bir emprovizasyon bölümüne tanıklık ettik.
Kapanış Tioga Pass'la oldu ki şahane bir karardı. Bis (encore) bölümünde Fox'ın sözünü ettiği Istanbul'u dinledik ki süper bir dokunuştu, The Colour Purple da gecenin son parçası oldu. Dolu dolu hiç kesintisiz yaklaşık bir buçuk saat süren konsere tam vaktinde çıkan ekipte Dayes'in tempo ve zaman kontrolü hayranlık uyandırıcıydı. Abye Osman'ın saksafondaki performansı da tam kararındaydı. Bunu şu yüzden diyorum; böylesi konserler çok hızlıca enstrümanın kaçınılmaz baskın karakteriyle bir saksafon konserine dönebiliyor. Abye Osman'ın sahip olduğu kontrol de bu bağlamda takdire şayandı. Geri de durmadı, öne de çıkmadı. Hatta atmosferi keskin anlarda sıcak tonuyla çok iyi yumuşattı. Çok lezizdi. Dayes'in şahane atakları ve eslerle, boşluklarla, duraksamalarla kurduğu ilişki de şapka çıkarılasıydı.
Hakikaten tüm yönleriyle çok çok iyi bir konser izledik. Umarım yakın zaman içinde İstanbul yeniden Yussef Dayes ve dostlarını ağırlar.
Categories: Yussef Dayes – İstanbul konseri izlenimleri: Birliktelik, kusursuz kontrol ve İstanbulun büyüsü | Kısaçalar #44
Sende Yorum yap